Gümülcine, 13 Ekim 2026.
1915 yılında, I. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de en önemli ulaşım araçlarından biri de trenlerdi. Cephelere asker taşınmasında, insanlar arasında iletişim sağlanmasında, yük taşınmasında yine trenler ön sıradaydı. Cephelere gönderilen askerlerin acı haberleri yine bu trenler sayesinde sevdiklerine ulaştırıldı. Belki bu yüzdendir ki o dönemin trenleri, “Kara Tren” olarak adlandırıldı.
Ve, bu konuda insanlar duygularını türküler yakarak yansıttılar.
Gözüm yolda, gönlüm darda,
Ya kendin gel ya da haber yolla.
Duyarım yazmışsın iki satır mektup,
Vermişsin trene halini unutup.
Kara tren gecikir, belki hiç gelmez,
Dağlarda salınır da derdimi bilmez,
Dumanın savurur, halimi görmez,
Gam dolar yüreğim, gözyaşım dinmez.
Yara bende, derman sende,
Ya kendin gel ya da bana gel de.
Duyarım yazmışsın iki satır mektup,
Vermişsin trene halini unutup.
Kara tren gecikir, belki hiç gelmez,
Dağlarda salınır da derdimi bilmez,
Dumanın savurur, halimi görmez,
Gam dolar yüreğim, gözyaşım dinmez.
Aradan yıllar geçti, tüm dünyada ulaşım alanında çok önemli gelişmeler yaşandı. 1975-80 yıllarında, öğrencilik yıllarımızda Gümülcine’den İstanbul’a en kolay ve ucuz ulaşım aracı trenlerdi. Akşam Gümülcine’den hareket eden tren sabah saatlerinde İstanbul’a ulaşıyordu. Ancak ne yazık ki bu hat daha sonraki yıllarda kapatıldı. Yunanistan’daki demir yolları, belki de ekonomik ve demografik sorunlar nedeniyle önemsiz hale getirildi. Günümüzde ise bırakın gelişmiş trenlerin çalıştırılmasını, Meriç (Evros) bölgesinde trenlerin çalışıp çalışmayacağı konuşulmaktadır.
Oysa “Kara Tren”den sonra Türkiye’de büyük gelişmeler yaşandı. 1980’li yıllarda “Mavi Tren” otobüslere rakip olarak geliştirildi. Otobüslerin İstanbul – Ankara arasını 12 saatte katettiği bir ortamda “Mavi Tren” 7 saat 20 dakikada katediyor; gecikme yaşanmıyor ve zamanına göre büyük rahatlık sağlıyordu.
Derken bu dönem de sona erdi. Anadolu’da hızlı trenler raylarda görünmeye başladı. YHT (Yüksek Hızlı Tren) saatte 200 kilometreyi aşarak Anadolu’nun çeşitli şehirlerini bağlamaya başladı. Anadolu’da görülen bu ulaşım kolaylığı kıskanılacak düzeydeydi. Çünkü YHT dünyanın sayılı ülkelerinde vardı. Ancak bu çok önemli gelişmeden Türkiye’nin Trakya kesimi mahrumdu. Halbuki Trakya Türkiye’yi Avrupa’ya bağlayan geçiş noktalarının bulunduğu, sanayileşmiş ve çok büyük bir nüfusa sahipti; Yunanistan ve Bulgaristan’a da yine bu bölge aracılığıyla bağlanıyordu. Dolayısıyla büyük bir potansiyel vardı. Bunu gören yöneticiler Trakya’ya da YHT’nin getirilmesi kararına vardırlar. Çalışmalar başladı ve çok hızlı bir şekilde Edirne- Halkalı arasındaki hattın Edirne -Çerkezköy kısmı Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın katıldığı tören ile geçtiğimiz günlerde açılarak insanların kullanıma sunuldu.
Bu gelişme Yunanistan’da da gıptayla karşılandı. Bazı yazarlar Türkiye’deki bu gelişmeyi Meriç bölgesiyle karşılaştırarak değerlendirdiler. Evet, bundan sonra YHT Sofya ve Selanik’e kadar uzanabilir ki bu gelişme de insanların ulaşımına büyük katkılar sağlayabilir.
Bütün bu gelişmeler karşısında, tam da YHT’nin seferlere başladığı sırada, Edirne’nin yakınında bulunan Kumçiftliği (Orestida) Esnaf Odası, Edirnelilere kapıda “Expres Vize” uygulamasına benzer kolaylık sağlanmasını Başbakan Miçotakis’ten talep etti. Bunun gerçekleşmesi durumunda işsizliğin önleneceği, gençlerin bölgeyi terk etmeyeceği görüşleri paylaşıldı. Belli ki Dedeağaç’taki Türk turist akını onları da kıskandırmış ve pastadan paylarına düşeni alma telaşı yaratmıştı.
Bunlar tabii ki bölgede tüfeyli yaşamı sürdüren, fanatik ve aşırı milliyetçi kesimin teranelerine bir cevap niteliğindeydi.
Günümüzde ne yazık ki ülkemiz Yunanistan’ın Meriç bölgesinde trenlerin hala çalıştırılıp çalıştırılmayacağı tartışılmaktadır. Oysa Türkiye “Kara Tren”den YHT’ne geçmiş bulunmakta ve bunu da hızla yaygınlaştırmaktadır. Günümüzde ulaşım, gerek insanların ve gerekse de malların taşınmasında ülkeler arasında barış bağlantısını güçlendirmeye yarayan bir araç haline gelmiştir. Düşünün bir kere Çin’den kalkan bir tren Avrupa’ya kadar ulaşabilmektedir. Bu gelişmeleri ülkeler görebilmeli ve insanların yaşamını kolaylaştıracak bu tür yatırımları desteklemelidirler.
İnşallah bir gün ülkemiz Yunanistan’da da bu gelişmeleri görür ve öğrencilik yıllarımızda olduğu gibi Gümülcine’den İstanbul’a trenle seyahat ederiz.
