Gümülcine, 24 Eylül 2026.
Milletvekili H. Zeybek, İskeçe’de iki öğrencinin Azınlık İlkokuluna kaydının, ebeveynlerinden birinin yabancı uyruklu olduğu gerekçesiyle engellenmesine ilişkin Eğitim Bakanlığına yönelttiği soruların cevapsız kaldığını belirtti. Zeybek, uygulamanın Lozan Antlaşması’nın hangi maddesine veya hangi yasal düzenlemeye dayandığını sormasına rağmen Bakanlığın konuyla doğrudan ilgisi olmayan açıklamalar yaptığını vurguladı. “Eğitim hakkını sorduk, hukuki dayanağı öğrenemedik” diyen Zeybek, Bakanlığın asıl soruyu yanıtsız bıraktığını ve kayıt engelinin hukuki dayanağını hâlâ açıklamadığını vurguladı.
Eğitim Bakanlığına son derece açık bir soru yönelttik:
İskeçe’de yaşayan ve Yunan vatandaşı olan iki çocuğun İskeçe Azınlık İlkokuluna kaydı, ebeveynlerinden birinin yabancı uyruklu olduğu gerekçesiyle neden engelleniyor? Bu uygulamanın Lozan Antlaşması’nın hangi maddesine, hangi yasaya veya hangi resmi düzenlemeye dayandığını sorduk.
Bakanlığın cevabında ise bu sorunun yanıtı yok.
Biz somut bir idari işlemin hukuki gerekçesini sorduk; Bakanlık ise soruyla doğrudan ilgisi olmayan değerlendirmelere yer verdi.
Madem kayıt engelinin Lozan’a dayandığı ileri sürülüyor, o halde çok basit:
Lozan’ın hangi maddesinde, bir çocuğun Azınlık okuluna kaydolabilmesi için her iki ebeveyninin de Azınlık mensubu veya Yunan vatandaşı olması gerektiği yazıyor?
Bu sorunun cevabı hâlâ verilmedi.
Yoksa Eğitim Bakanlığı benim soru önergemizi başka bir soru önergesiyle mi karıştırdı?
“Peki önümüzdeki yıllarda benzer bir durum yeniden yaşanırsa ne olacak? Aynı belirsizlik ve aynı hukuki boşluk yeniden mı karşımıza çıkacak, yoksa Bakanlık açık ve bağlayıcı bir düzenlemeyle bu sorunun tekrarını önleyecek mi?”
Kamuoyunun da değerlendirebilmesi için, soru önergemize Bakanlık tarafından verilen cevabı olduğu gibi sizlerle paylaşıyorum:
YUNANİSTAN CUMHURİYETİ
EĞİTİM, DİN İŞLERİ VE SPOR BAKANLIĞI
DOĞU MAKEDONYA VE TRAKYA BÖLGESİ İLKÖĞRETİM VE ORTAÖĞRETİM MÜDÜRLÜĞÜ
BASIN AÇIKLAMASI
Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Eğitim Müdürlüğü: Azınlık Okullarının Faaliyetlerinin Askıya Alınmasına İlişkin Gerçekler
Faaliyetleri askıya alınan azınlık okullarının sayısı, aynı durumda bulunan devlet okullarının sayısına kıyasla oldukça düşüktür. Somut veriler şu şekildedir:
· Meriç (Evros) ilinde 1 azınlık okuluna karşılık 10 devlet okulu,
· Rodop ilinde 5 azınlık okuluna karşılık 11 devlet okulu,
· İskeçe ilinde 2 azınlık okuluna karşılık 10 devlet okulu,
· Bölge Eğitim Müdürlüğü genelinde ise toplam 8 azınlık okuluna karşılık 39 devlet okulunun faaliyeti askıya alınmıştır.
Yukarıda sunulan sayısal verilerden, azınlık okullarının hiçbir şekilde hedef alınmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Azınlık okulları da son yıllarda giderek ağırlaşan ve Avrupa bölgesinin tamamını etkileyen demografik (nüfus dağılımı) sorunun bir sonucu olarak ülke genelinde gözlemlenen daralma sürecinden etkilenmektedir.
Bunun yanısıra, azınlık mensubu öğrencilerin velileri de çocuklarının eğitim göreceği okul topluluğunu özgürce seçme hakkına sahiptir.
Dolayısıyla, eğitim sisteminin yapısı değişmekte ve çok sayıda öğretmenin görev yaptığı, kapsamlı eğitim imkânlarına sahip okullara yönelme eğilimi giderek artmakta olduğu bir gerçektir. Bu tür okullarda öğrenciler, yeni eğitim programlarından tam anlamıyla yararlanma, daha geniş sosyal ilişkiler geliştirme, grup çalışmasına dayalı iş birlikçi öğrenme yöntemlerinden faydalanma ve uzmanlaşmış eğitim kurumlarına erişim gibi imkânlara sahip olmaktadır.
Ayrıca öğrenciler, özel eğitim okulları ve kültürlerarası eğitim veren ilkokullar gibi farklı eğitim kurumlarının bulunduğu bölgelerde öğrenim görerek daha geniş eğitim fırsatlarından yararlanabilmekte ve çok yönlü bir eğitim alma imkânına kavuşmaktadır.
Bununla birlikte, azınlık okullarına gerçekten de özel ve oldukça avantajlı bir uygulama sağlandığının belirtilmesi gerekmektedir. Zira bir azınlık ilkokulunun faaliyetinin askıya alınması için öngörülen asgari öğrenci sayısı, devlet ilkokulları için geçerli olan sınırdan çok daha düşüktür.
Somut olarak, devlet ilkokullarında bu sınır 15 öğrenci iken azınlık ilkokullarında 9 öğrencidir.
Ayrıca, azınlık ilkokullarında 9 öğrenci için 2 öğretmen görev yaparken, devlet ilkokullarında 15 öğrenci için 1 öğretmen görev yapmaktadır.
Nitekim bu yıl faaliyetleri askıya alınan azınlık okullarının tamamı iki öğretmenli olup bu okullarda öğrenim gören öğrenci sayısı, kanunen öngörülen asgari sınır olan 9 öğrencinin altında kalmıştır.
Aynı zamanda, Trakya'daki azınlık okullarının ve bu okullarda öğrenim gören öğrenci sayısının azalmasının, Avrupa genelinde yaşanan ortak demografik sorundan kaynaklandığı vurgulanmak gerekir.
Buna karşılık, İstanbul'daki Rum toplumunun neredeyse tamamen ortadan kalkması, demografik eğilimlerin değil, geçmiş on yıllarda uygulanan sistematik devlet politikaları ve sürgün uygulamalarının bir sonucudur. Bu konuda sayısal verilerin ortaya koyduğu gerçekler tartışmaya yer bırakmamaktadır.
Ülkemiz, Lozan Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini eğitim alanında eksiksiz ve tutarlı bir şekilde yerine getirmektedir. Eğitim konusu, sonradan ilgi göstermeye başlayan üçüncü taraflarca siyasi amaçlarla araçsallaştırılabilecek bir alan değildir.
Her hâlükârda Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının, Yunanistan'daki azınlık okullarının işleyişi konusunda görüş bildirmek için ne şeklen ne de esas bakımından herhangi bir meşruiyeti bulunmaktadır.
Lozan Antlaşması'na göre söz konusu azınlık, etnik değil, dinî bir azınlıktır.
Yunanistan, yukarıda belirtilen yükümlülüklerini geçmişte yerine getirdiği gibi bugün de yerine getirmekte, hatta azınlık okullarına yönelik olarak antlaşmada öngörülenlerin çok ötesinde imkânlar sağlamaktadır.
Devlet hem Yunanca hem de azınlık eğitim programında görev yapan öğretmenlerin maaşlarını karşılamaktadır. Bunun yanı sıra okulların elektrik, su, telefon, kırtasiye ve ekipman bakım giderleri dâhil olmak üzere tüm işletme masraflarını üstlenmektedir.
Öğrencilerin ulaşım giderleri ile temizlik personelinin ücretleri tamamen devlet tarafından karşılanmakta, ayrıca okulların elektronik ve diğer eğitim araçlarıyla donatılması, okul binalarının bakım ve onarımı da devlet tarafından sağlanmaktadır.
Buna karşılık olarak Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakan Yardımcısının İskeçe ziyareti sırasında ifade ettiği üzere, İstanbul ve Gökçeada'daki azınlık okullarına yalnızca "top ve spor malzemeleri" sağlamaktadır. Söz konusu okulların bütün giderleri ise sayıca oldukça azalmış olan azınlık toplumu tarafından karşılanmaktadır.
İskeçe 1. Azınlık İlkokuluna kayıtları onaylanmayan öğrencilerle ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında önemli bir hususa yer verilmediğinin belirtilmesi gerekmektedir.
Söz konusu öğrencilerin ilk kayıt işlemleri için okula sunulan belgelerin, yetkili makamlar tarafından gerçekleştirilen inceleme sonucunda mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiştir. Belgeleri sunan veliler de bu durumu kabul etmiştir.
Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, gerekli öğrenci sayısına ulaşılması ve kayıt başvurularının ilgili inceleme sonucunda yasalara uygun bulunması üzerine Mehrikoz – (Kehros) Azınlık Okulunun yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin hiçbir ifadeye yer verilmemiştir.
Geçtiğimiz yıl İskeçe Milletvekili Sayın Hüseyin Zeybek tarafından Parlamento'ya sunulan soru önergesi ve yapılan ilgili açıklamalar da hatırlatılmalıdır. Söz konusu girişimler, yeniden faaliyete geçirilmeyen Mizanlı (Paleo Zigos) Azınlık Okuluyla ilgiliydi. Bu okul, sunulan kayıt belgelerinin incelenmesi sonucunda mevzuata aykırı olduklarının tespit edilmesi nedeniyle yeniden açılmamıştır.
Gerçeğe aykırı belgelerle kayıt başvuruları yapılarak azınlık okullarının yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik her türlü girişim kesinlikle kınanmalıdır.
Daha da vahim olan ise, küçük çocukların kurumsal yapıların dışında faaliyet gösteren merkezlerin kararları doğrultusunda yönlendirilmesi ve bu süreçte bir araç olarak kullanılmalarıdır. Çocukların bu şekilde araçsallaştırılması hiçbir şekilde kabul edilemez.
Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı açısından temel ve öncelikli ölçüt, öğrencilerin üstün yararının gözetilmesidir. Bu ilkenin dışında herhangi bir başka ölçüt veya değerlendirme esas alınmamaktadır.
BÖLGE EĞİTİM MÜDÜR VEKİLİ
MARİGULA KOSMİDU
