Gümülcine, 23 Eylül 2026.
HER ŞEY YOLUNDA MI (!)
Son dönemlerde hayatımıza nereden geldiği bilinmeyen yeni bir kavram girmeye başladı. “Her şey yolunda mı” sorusu. Belki de vereceğin cevabı merak etmeyen kişidir soruyu soran ve yolunda yolunda der geçiştirirsin.
Bu cümle, iki arkadaşın karşılaştıklarında birbirlerine karşı kullandıkları hâl-hatır soru cümlesi olarak kullanılıyor.
Kültürümüzde var olan “Nasılsın, iyi misin” soru cümlesi yerine ikame ediliyor. Onun samimiyet ve içtenlik anlamını barındırmıyor ama, olsun. Biz böyle dersek doğrudur kabilinden kullanıyorsak doğru olacaktır.
Genellikle hiçbir şeyin yolunda gitmediği insanlara sorulan soru.
Aslında kapsamlı bir soru. Kontrol sorusu. Her şey yolunda değilse sinirleri bozan bir sorudur. İnsan ister istemez bir durup düşünüyor.
Düşünmeye başlayıp anlatmaya başlayınca muhatabın senden sıkılıyor ve etrafına attığı kaçamak bakışlarla bir an evvel senden kurtulmak adına bir başkasına da aynı soruyu soruyor. Onunla da ilgilenirmiş davranışı ile pişman olduğu sorunun cevabından kurtulmuş oluyor.
Zaten sadece tanıdık kategorisinden olduğun birine “Her şey yolunda mı?” diye sormak azıcık tuhaf değil mi?
Bu hâl - hatır soru cümlesinin kökeni nedir bilinmiyor ama, muhtemelen Yunanca’da kullanılan “όλα καλά – ola kala – her şey güzel mi, iyi mi?” ya da: “τέλος καλά, όλα κάλα – telos kala, ola kala - sonu güzel - iyi, her şey güzel – iyi” sorusunun uydurularak tercüme edilmiş hâl düşüncesi akla yatkın geliyor. Zira son zamanlarda Yunaca’dan mota-mot tercüme edilerek o kadar çok yanlış kullanılan kelime, cümle türedi ki artık önüne geçilmesi bile imkânsız hale gelmeye başladı. Bunun sebebi de kendi anadili Türkçe’deki karşılığını bilmeyen şahıs anadili gibi öğrenmeye çalıştığı! Yunanca’dan kelimenin yalın sözlük karşılığı tercümesini doğru gibi kullanmasından kaynaklanıyor. Bir şeyin temeli bozuk, eksik ise haliyle ürünü de mahsulü de sonuç da eksik ve yanlış olacaktır.
Her şey yolunda mı hâl-hatır soru cümlesi bozuk bir tercüme ve başka kültürün anlam derinliğini ifade ediyor olması, aynı derinlik ve anlam bizim inanç ve yaşam kültürümüzde aynı derinlikte karşılığı olmadığından dolayı anlamı cılız kalıyor, sırıtıyor ve muhatabına içtenlik samimiyetini hissettirmek şöyle dursun, art niyet düşüncesini tetikliyor da haberi olunmuyor.
“Her şey yolunda mı” sorusu ile maksut olunan nedir?
İyiliklerin hepsinin yolunda oluşu mu?
Kötülüklerin hepsinin yolunda oluşu mu?
“Her şey yolunda mı” diye sorarken anlam kapısı iki duruma da eşit düzeyde açık oluyor.
Burada “halinin iyiliği” olduğu maksadı anlaşılamıyor. Muhatabına samimiyetin sinetik enerjisi aktarılamıyor. Bir anda iç dünya ortamı şoka giriyor. Aksi enerji duygu tohumları harekete geçiyor.
Yok böyle bir şey deniliyorsa, o zaman da sorunun sorulması samimiyet içermediğinden dolayı oluşturduğu etkileşim fark edilemiyor çünkü nasıl olsa soru zordan, yapay, içtenlikten uzak olduğu için ardınca oluşan ruh halini gören göz ile bakılamıyor.
Hâl-hatır sorusunda muhatabın ruh halinin derinliğine daha ilk göz temasının ardından samimi bir duygu ifadesi göndererek ciddiyet ve özverili bir mesaj göndermektir asıl olan. Bundan uzak bir irtibat başlangıcı, sonunu nereye kavuşturur? Elbette ciddiyetsiz bir sohbet ortam birlikteliğine. Bunun neticesi olarak da hâz alınamayan bir sohbet, ciddiyetsiz ortam, laubalileştirilmiş tavırlar. En nihayetinde de off sıkıldım, tatsız muhabbet, laga-luga konuşmalar vs gibi tanımlarla açıklanan bir birliktelik.
Her şeyin yolunda olması aklen, fıtraten, eşyanın tabiatına münasiplik noktasında mümkün kılınamıyor.
Bir defa insanın her düşüncesini, hayalini, planını, hedefini, neyi hesap ediyorsa hepsini yoluna koyması imkansızdır.
Buna ne güç yetiyor ne de zaman.
Ne böyle bir imkân oluyor ne de fırsat.
Öyle ise hayatta karşılığı olmayan bir sonucun ilk anda sorulması da acaba hangi samimiyeti barındırır!
Hâl-hatır sormak samimiyet duygusunu pekiştirmenin ilk ifadesi değimliydi?
Candan bir dost selamının ilk kelamı değimliydi?
Bir meşakkatin ilk teselli anahtarı değimliydi?
Paylaşılması arzulanan duyguların ilk ışığı değimliydi. …?
Nerede bunlar?
Heyhat!
Sun’ileşen ilişkiler, yapaylaşan davranışlar, yüzeyselleşen bağlar, yozlaşan düşünceler, çıkarın ağır bastığı bağlar.
Sonucu da kopuşmaya yüz tutmuş hayat birlikteliği.
“Her şey yolunda mı” sorusunun oluşturduğu aksi anlamlardan kurtulmak için sarf edilen gayretler telafi ve tedavi olamayacak düşünceler üretilmesine sebebiyet veriyor. Muhatabın yaşadığı ve tekrarlanmasını istemediği durumların da aynı şekilde yoluna devam etmesini, olumsuz anlamıyla, temenni eder bir his uyandırıyor. Ya da muhatabın bilmediği ve kendisine isnat edilen davranışlar mı var da bunların yolunda oluşu araştırılıyor gibi düşünceler sorunun içinde barınıyor.
Dostluk samimiyeti inşa ederken bir anda acaba!! Endişe ve tereddüt yaklaşım duygusu hızlı şekilde canlanıveriyor.
Neyin yolunda oluşu belirgin olmayan sohbet giriş cümlelerinin açıklamaları da zorlaşıyor. Açıklansa dahi arada oluşan tereddüt bulutları berraklaşamıyor. Her ne kadar izale edilmeye çalışılsa da bulanıklık giderilemiyor. Belki de “derdini çevrenle paylaş, hem derdinle hem çevrenle uğraş'' ortamına bir anda dalıveriyorsun da çıkmakta zorlanır durumuna düşüyorsun.
Bizim inanç değerlerimizde “nasılsın” diye hâl hatır sorma akrabalık bağlarının derinliğinden, sıla-i rahim inanç derinliğinden kaynaklıdır. Arkadaşlık samimiyetini bertaraf edecek sinsilik tuzağından uzak eyleyecek içten bir HÂL sorusudur.
“İyiyim hamdolsun” cevabı ile şükre vesile olur ve ortamı da havayı da sohbeti de samimi duaya vesile kılar.
Ruhsal etkileşimin samimiyet yolu sadra şifa, derde devaya dönüşür.
“Nasıl” soru kelimesinin aslı “Ne asıl?” olduğundan durumun aslını, astarını ararız. Kalpten ünsiyeti yaşatırız.
Halimizi hem KAL-Ü KÎYL, hem HÂL ile içtenlikle hayata yansıtırız.
Bizim hayatımıza “her şey yolunda mı” ilkesi yön vermez.
Bizim hayatımıza ortamı duaya vesile kılan, sadra şifa, derde devânın anahtarı olan “Nasılsın, halin nicedir” samimiyet sorusu yön verir.
“Her şey yolunda mı!”nın yön verdiği düşüncelere de başarılar dilerken ufuklarını açacak, hayatlarına yön verecek şu cümleyi ithaf edelim.
“Eninde sonunda her şey yoluna girecektir emin ol. Eğer hâlâ yoluna girmemişse, demek ki daha sona gelmedin.”
Selahattin KESİT
Gümülcine – Komotini
Batı Trakya /Yunanistan
