Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes'in eşi Hala Erciyes'in ev sahipliğinde Büyükelçilik Konutu'nda düzenlenen etkinliğe yabancı büyükelçi ve Yunan üst düzey yetkililerinin eşleri ile iş kadınlarından oluşan yaklaşık 40 davetli katıldı.
Etkinlikte, Türk ebru sanatçısı Kubilay Eralp Dinçer ve Yunan ebru sanatçısı Katherina Momiça, katılımcılara geleneksel ebru sanatını uygulamalı olarak tanıttı.
Sanatçılar, atölye çalışmasında hem ebru sanatının tarihini ve inceliklerini konuklara anlattı hem de bu özel tekniği kağıt ve ahşap yelpaze üzerinde denemelerini sağladı.
Renklerin büyülü dünyasına ebru ile giren davetliler, atölye çalışmasıyla ebru sanatına ilişkin ilk deneyimlerini de edinme fırsatı buldu.
Etkinliğin açılışında konuşan Hala Erciyes, ebru sanatının Türkiye'nin en zarif ve köklü geleneksel sanatlarından biri olduğunu belirterek yüzyıllardır doğal boyalar kullanılarak suyun yüzeyinde oluşturulan desenlerin kağıda aktarılmasıyla icra edilen bu sanatın her eserini eşsiz kıldığını ifade etti.
Ebru sanatının estetik değerinin yanı sıra sabrı, uyumu, yaratıcılığı ve doğaya saygıyı da yansıttığını vurgulayan Erciyes, bu kültürel mirasın 2014'te UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne kaydedildiğini anımsattı.
Hala Erciyes, etkinliğin katılımcılara Türkiye'nin zengin kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı sunmasının yanı sıra Türkiye ile Yunanistan arasındaki kültürel bağların ve dostluğun daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.
AA muhabirine yaptığı açıklamada ise Hala Erciyes, ebru sanatının kadınlara yaratıcılık alanında da yeni bir pencere açtığını, ebruyla yeni tanışan yabancı sanatçılara da kumaş ve seramik üzerinde deneme imkanı sağladığını belirtti.
Erciyes, "Bunun bir parçası olduğum için çok mutluyum. Bu sanatla sonsuz eserler üretebilirsiniz. Yaptığınız her eser eşsiz olacak, bir benzeri olmayacak. Bu harika." dedi.
- Ebru sanatının insanı çocukluğuna taşıması
Ebru sanatçısı Dinçer ise ebru sanatının insanlara bu kadar güzel gelmesinin nedenlerinden birinin de insanı çocukluğuna götürmesi olduğunu söyleyerek "Hatırlayın, çocukken yağmur yağdığında suya düşen damlaları, camdan aşağı kayan damlacıkları ya da arabaların yağmur yağdığında birikintilerde bırakmış olduğu izleri hepimiz hayranlıkla izliyorduk." diye konuştu.
Ebrunun aslında hayatın içinde olduğunu ifade eden Dinçer, "Oturup teknenin başına ebru yapmaya başladığımızda bunu hatırlıyoruz. O minik tekne mikro ve makro aleme açılan bir pencere aslında." ifadelerini kullandı.
Dinçer, Yunanistan'da ebru sanatıyla tanışan herkesin de bu sanata hayran kaldığına işaret etti.
Yunan ebru sanatçısı Momiça ise ebru sanatını Dinçer'den İstanbul'da öğrendiğini aktararak "Bu sanatla tanıştığımda o kadar büyülendim ki rüyalarımda görmeye başladım. Sudaki renkleri görünce yıldırım aşkına tutulmuş gibi oldum." dedi.
Momiça bugün de kendi stüdyosunda Atina'da kağıdın yanı sıra kumaş ve seramik üzerine de çalışmalar yaparak bu sanatı Yunanlara tanıtmaya çalıştığını dile getirdi.
- Ebru ile ilk kez tanışan katılımcılar hayran kaldı
Atölye çalışmasının Yunan katılımcılarından Evgenia, bu sanatla ilk kez tanıştığını söyleyerek "Çok eğlenceli, rahatlatıcı ve çok yaratıcı buldum. Büyük bir zevkle yine yapmak isterdim." ifadelerini kullandı.
Hindistanlı katılımcılardan Geeta Shirole Khorakiwala da ebru sanatıyla ilk kez tanıştığını ve ilk kez bunu yapma fırsatı bulduğunu belirterek "Harika bir deneyimdi. Çok eğlenceliydi. Farklı nesneler üzerinde uygulanabileceğini görmek de çok güzel." diye konuştu.
Filipinli Edith Khorakiwala, etkinlik öncesinde ebru sanatına dair hiçbir şey bilmediğini ifade ederek "Bugün hayran kaldım, herkes kendi eserini yarattı. Çocuklarıma ve torunlarıma da bunu öğretmek için sabırsızlanıyorum." dedi.
Etkinlik, ardında farklı ülkelerden ebru sanatına hayran kalmış birçok katılımcı ve rengarenk eserler bıraktı.
