MEZARLIKLAR & MEZAR TAŞLARI
Tarihin Sessiz Şahitleri
Batı Trakya’nın Sahipleri
Tarihin sessiz tanıkları, vakarlı duruşlarıyla cihana hükmedişini nesillere haykıran cansız varlıklar. Kendisinin simgelediği imgeye düşman edilen nesillerin atalarının varlığına tahammülsüzlüğün girdabında tahrib edilen cihan hükûmrânlığının âbideleri. Her koşulda hakarete maruz kalmış olsalar da okunmaktan mahrum kalsalar da atasını arayan kuşaklara cihanşumûl hükümrânlığın ruhunu hissetme gayreti içinde olanlar için cansız varlık olmanın ötesinde, üzerine nakşedilen sanat harikası edebî ve ebediyete ışık tutan kitabeleriyle sadece bir ruh aşılamıyor, cihana hükmetmenin şuurunu da düşünen beyinlerin iliklerine canlılık katarak dinçlik duygularını da bir o denli harekete geçiriyor.
Yüz yıllara ışık tutan varlıkların insan elinin acımasız dokunuşundan uzak kaldığı müddetçe solmadan, yıpranmadan, geleni gideni ayırt etmeden herkesin düşüncesine hitap ediyor. Kiminin bağlı olduğu fikrî aidiyet duygusuna, kiminin devlet idarî yeteneğine, kiminin ilmî düzeyine, kiminin ise yıllar sonra torun-ata duygusuna tesir ederek şuûrunu canlandırıyor. Mutluluk hücrelerini harekete geçirdiği gibi, nefretin girdabına mahkûm olmuş duyguların nefretini de bir o kadar ateşliyor.
Kimi varlığının nişanesini yüzyıllar ötesine aktarmanın düşüncesini geliştirirken, kimi de varlığından utanarak itibar sû-i kastına varan nefret söylemini elinden geldiğince haykırıyor.
Kimi ihtişamın vesikası nazarıyla yaklaşırken, kimi aşağılamanın simgesi-vesilesi gözüyle yaklaşıyor. Hasbelkader muayyen abidenin atalarına ait yâdigâr olduğunu gözleriyle görse dahi, beslediği duygular, onu uzak tutan düşünceler o yadigâra saygı göstermek şöyle dursun, sığırların damı, zırâi araçların muhafaza alanına döndürülebiliyor. Bunu yüz yıllar sonrasında müslüman torun yapıyor. Mevcut yerleşim yerleri ahalisi de bu duruma gür seslerini çıkaramıyorlar. İşgalci konumunda öteki inanç vasfına sahip şahsın yapmasını bir nevi kabulleniyorsun da atalarımız diyen torunların benzer muameleyi sergilemelerini hazmedemiyorsun. Tarihinden uzaklaştırılmış düşünce, cihana hükmetme duygusu köreltilmiş beyin, ihtişâmı algılamaya aciz kalmış zihniyet, basiret olgularını idrak etmeye kapanmış düşünceye abidevi taşları anlatmaktan dahi aciz kalıyorsun.
Sessiz varlıklar her şeye rağmen okumasını bilene, bakmasını bilene, görmesini bilene, düşünmesini bilene, hissedişleri canlı olanlara, biz buradayız diye haykırıyor. Tarih burada diyor. Cihâna hükmeden atalarınızız. Bilime, teknolojiye yön verenleriniziz. Mazluma kanatlarını gerenleriniziz. Yaşamın kaynağı tabiata hürmetle hayat katanlarınızız. Neslimizin âbâd oluşuna canımızı feda edenleriniziz diye haykırıyor.
Ufak bir bakış ile, zarif bir hissediş ile, ince bir kavrayış ile, berrâk bir tefekkür ile idrâk eden beyinlere varlığını hissettiriyor sessiz şâhideler.
“Tarihi değiştiren adam” misali, tarihine yabancılaşmış nesillere idrak katıyor. Cansız obje diye, taş kütlesi diye, ruhsuz varlık diye bakılan mezar taşları, aslına göçüp giden atalarımızın ruhunu hissettiriyor. Sesini duyuruyor. Tarihin şanını haykırıyor. Mekân farkı gözetmeden bugün için tabiri caizse, kaderine terk edilmiş Rodop dağlarının zirvelerinde, keskin vadilerinde, tepelerin geçitlerinde, çayların kavşağında misali farkları ortadan kaldırarak yeteneğine, kabiliyetine, meziyetine yakışır hizmetlerin sunuluşunu haykırıyor. Boy silsilesini, aşiret bağını, cemaat varlığını bir nizâ değil, bir çekişme değil, bir ayrılık sebebi değil, gece gündüz, yaz kış, soğuk sıcak zıtların bütünlüğü teşkil eden gerçeklik gibi toplumun dokusunun sarsılmaz temel dinamiğinin hayat varlığını haykırıyor.
Farklı inancı, farklı tarikî, farklı ezgiyi, farklı adeti düşmanlık değil, muhkem toplum dinamiği olarak haykırıyor.
İdrak edemeyenler göremiyor.
Görmek istemeyenler göremiyor.
Zihniyetini başakların hizmetine teslim etmiş olanlar göremiyor.
Tabiatın yaratılış kuralı gereği yaz mevsiminde soğuk hava, kış mevsiminde sıcak hava zıtlığı gibi, gören gözlerin, idrak eden beyinlerin yanında göremeyenlerin de varlığını hayatın tabii akışı olarak kabul ediyoruz.
Bize, biz lâzım.
Bize, gören göz lâzım.
Bize, idrâk eden akıl lâzım.
Bize, hisseden ruh lâzım.
Bize, hâz duyan şuûr lâzım.
Bize, heyecan duyan gönül lâzım.
Bize, anlayan bilgi lâzım.
Bize, kavrayan düşünce lâzım.
Bize, biz lâzımız.
Bu ‘biz’lerle yolumuza devam edeceğiz. Tarihimize ışık tutma gayreti içinde çaba sarf edeceğiz. Yüz yıllar ötesinden bize âidiyetimizi getiren mezar taşlarını gün ışığına çıkarmaya gayret edeceğiz.
Sanatını, estetiğini, inceliğini, ibretini, nasihatini yeniden genç beyinlere nakşetmeye çaba sarf edeceğiz.
Toprağın altında, taşların arasında, çalıların içinde, sıklaşmış ağaçların kucağında sıkışmış olanları gün yüzüne çıkarma uğraşından vaz geçmeyeceğiz.
- Mahalli ölçekte 420 küsûr yıllık tarihin derinliğine sahip yerleşim yerlerini buradan öğreneceğiz.
- Tarihe şân katmış zamanın dünya hükümrânlığını kılıcı altında, ilminin aydınlığında yaşatarak hayat sürmüş görkemli ordu komutanlarının taşra-şehir farkı ayrımının yapılmadığını Yeniçeri börklerinden, Serdengeçti başlığından, kalyoncu ünvanının mezar taşına nakşedilişiyle üstün hizmetlerinin varlığından devlet oluşunu buradan öğreneceğiz.
- Medrese müderrisliğiyle, cami imamlığıyla, mevlevi şeyhliğiyle, bektaşî köçekliğiyle insicâm olmuş devlet varlığını buradan öğreneceğiz.
- Genç yaşında yağmurların oluşturduğu çayın azgın sel sularında boğularak canını yitirip ardında bıraktığı yetimlerin ağıtını buradan öğreneceğiz.
- Varlığını bugüne değin sürdüremeyen köyleri buradan öğreneceğiz.
- Aynı belediyenin kütüğüne kayıtlı olan yerleşim yerlerinin, yeni oluşan sınırlar nedeniyle sınırların ötesinde, Bulgaristan’da kalışını buradan öğreneceğiz.
- Daha 1800’lü yılların başlarında balkanlarda vuku’û bulan karışıklıklardan dolayı Edirne (TC) Hasköy-Haskovo (BG) civarından güvenli liman umuduyla buralara göç edenleri buradan öğreneceğiz.
- Yarım saat yürüme mesafesinde bulunan nahiyeye bağlı olmak yerine, yaklaşık on saat mesafedeki nahiye kütüğüne kayıtlı oluşunu buradan öğreneceğiz.
- İstanbul’dan gelerek kurduğu ve adını verdiği medreseyi de, Rodop dağlarının ücrâ köşesinde, arazi ve yaşam koşullarını göz ardı ederek ilim aşkıyla hayatının sonuna kadar orada hizmet edenleri de buradan öğreneceğiz.
- Şehzade veya devlet üst kademe şahısların varlığını buradan öğreneceğiz.
- Yol gerekçesi ile köyün tarihine etki etmiş şahsiyetlerin görkemli mezar taşını tahrip olmaktan koruyabilmek adına cami tavanında muhafaza altına almalarına rağmen yok oluşunu buradan öğreneceğiz.
- Boy soyağacının Karakeçiler Cemaati Türk’üne, tarihinin üç yedi rakamıyla, 777 hicri =1375 milâdi tarihine dayandığını beyan eden kitabedeki yazıtları okuyunca aidiyeti buradan öğreneceğiz.
- Tepe üzerindeki görkemli duruşlarıyla köye ihtişam katan görüntüyü bertaraf etmek için bölgenin karşı derelerine götürülerek yok edilenlerin neden tahrip edildiğini buradan öğreneceğiz.
- Yüzyıllardır tek başına köyün muhafızı görüntüsüyle büyüleyici manzarasını görünce yâdigârın ihtişamını buradan öğreneceğiz.
- Devlet üst kademe mali müşavirlik hizmetlerinin mensubu oluşunu buradan öğreneceğiz.
- Seyyit soyuna intisabını nakşettiği hat sanatının zarafetiyle buradan öğreneceğiz.
- Atası ve ata soyu bilinmeyenin kitabesine Cündüllah-Allah’ın askeri zarif tarifiyle müslüman vasfını buradan öğreneceğiz.
- Yerleşim yerlerinin tarihi köklerini ortadan kaldırmak adına o köylerin yok edilen taşlarının aslında köyün tarihi varlığını ispat edişini buradan öğreneceğiz.
- Hatırı sayılır tarihi kaydı olmayanların da en azından iki asırlık varlıklarını buradan öğreneceğiz.
- Asli yerleşim yerinden ahalinin makul sebeplerden başka mekâna göçünden dolayı muhafaza edilemeyen sabık mezar ve taşlarının da tel örgüyle resmi muhafaza altına alınanları da, bu işleri gönüllü olarak yapanların yargı yoluna sevk edilmelerinin önemini de buradan öğreneceğiz.
- Spor kompleksi gerekçesi ile kazınan toprağın altından çıkan şâhidelerin yüz yıllardır burasının kime ait olduğunun ispatını gösterişini buradan öğreneceğiz.
- İki buçuk metreyi aşan boyuyla ihtişamın abideliğini yansıtanların mesajını buradan öğreneceğiz.
- Yol genişletme, yeni yol açma veya orman vasfı kapsamına alınmasıyla eski mezarlıkların tahrip edilerek yok olan şâhidelerin kenar köşede kalan bakiyeleriyle köyün üç yüz seneyi aşkın zamana ulaştıran varlığını buradan öğreneceğiz.
- Mezarlıkları kaplayan çalılıkları temizleme ihtiyacından dolayı ağır iş makineleriyle yapılan temizlik sonucu tahrip edilen tarihi buradan öğreneceğiz.
- İkinci dünya savaşı yıllarında bölgeyi işgal eden Bulgar idarecilerin yerel tarihi yok etmek adına ahaliyi kendi atalarının mezarlarını elleriyle tahrip etmeye mecbur etmeleri nedeniyle baki kalanların tarihi değerini buradan öğreneceğiz.
- Askeri eğitim amaçlı karşı mezardan talim atışıyla harap edilenlerin önemini buradan öğreneceğiz.
- İşgal idarecilerinin şehzâde mezarının bakiyelerini Bulgar kralına götürmelerinin tarihi derinliğini buradan öğreneceğiz.
- Ahalinin asıl tarihini bilemediği ancak Maşatlık, Meşetlik, Tatar Maşatlık (Meşhedlik-Şehidlik) isimleriyle bildikleri mekânlarda hala varlığını devam ettirenlerin anlamını buradan öğreneceğiz.
- Kıran (Veba) hastalığından dolayı yeni yerleşim yerine intikal ederek köyün merkezine cami ve mezarlık arazisini vakfedenlerin yaklaşık beş yüz yıl sonraki torunlarını buradan öğreneceğiz.
- Yaklaşık iki yüz küsûr yıl önceki dede-ninelerin bugünkü torunları, keşfedilenin kendine ait oluşunu gördüğünde yaşanılan duyguyu buradan öğreneceğiz.
- Okul bahanesiyle de olsa, millet bahçesi bahanesiyle de olsa, tamamen tahrip edilenin tarihi değerini buradan öğreneceğiz.
- Tahribatlara rağmen Gümülcine havalisinin tarihi kaydının hicri 581 (milâdi 1185) yıllarına dayandığını buradan öğreneceğiz.
Öğreneceğimiz ve öğretecekleri daha neler vardır bilemiyoruz. Çünkü:
Mezar taşına:
- Taş gözüyle bakarsan, taş kütlesi görürsün.
- Tarih gözüyle bakarsan, tarih görürsün.
- Sanat gözüyle bakarsan, sanat görürsün.
- Edebiyat gözüyle bakarsan, edebiyat görürsün, şiir görürsün.
- İhtişam gözüyle bakarsan, ihtişam görürsün.
- Ata gözüyle bakarsan, ataların ruhunu görürsün.
- Cihan hükümrânlığı gözüyle bakarsan, cihan hükümdarlığı görürsün.
- Şanlı ecdat gözüyle bakarsan, şanlı ecdadı görürsün.
Ona hangi göz ile bakarsan onu görürsün. Görmek istediğini senin gözlüğünün renginin belirlediğini görmektir esas olan. Zifiri karanlığın derinlerinden hüzmesini hissettiren yıldız, ufukta doğacak güneşin varlığını ilân ediyorsa, ‘inci’yi kömür ticari değerine satarak elindeki cevherin farkına varamayan tüccar misali, tarihinin tapusunu idrak edemeyen köstek beyinlere takılıp kalmadan yolumuzu aydınlatma gayretinden vaz geçmeyeceğiz. ‘Önüne çıkana engel diye takılır kalırsan bekler durursun, basamak diye üzerine basar geçersen yoluna devam edersin’ misali yolumuza devam etmeye gayret edeceğiz.
Saygılarımla.
Selahattin KESİT
Gümülcine-Komotini
Not: Bu yazı turkundergisi.com sitesinde de yayımlanmıştır.
