Gümülcine, 4 Mayıs 2026.
Batı TrakyaTürklerinin kültür, sanat, popüler tarih ve haber dergisi RODOP Rüzgarı'nın 207. sayısı yayımlandı.
Dergiyi www.rodopruzgari.com sitesinden okuyabilirsiniz.
Dergi bir çok konuyla yine okuyucusunun karşısına çıkmaktadır.
Derginin Başyazısında İbrahim Baltalı vicdani özgürlüğü ele aldı.
Baltalı'nın Başyazısı şöyle:
Vicdani özgürlük
Yeni bir başyazı hazırlığına başladığımda yine kötü bir haber aldık; Mustafa Şargo’yu kaybettik. Mustafa Şargo 41 yaşında ve Gündem gazetesinde çalışıyordu. Mütevazi bir kişiliğinin yanı sıra dürüst ve alçak gönüllü bir arkadaşımızdı. Allah rahmet eylesin. Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Her geçen gün bir dizi insanımızı kaybetmenin moral bozukluğunda yeni bir yazıda ne kadar başarılı olabilirim, diye aklımdan bir sürü fikri geçirdim durdum. Ancak zaman geçiyordu ve başlamak zorundaydık.
Ancak umut ışığını da yüreğimizde söndürmememiz gerekir. Umut bittiği anda her şey bitmiş demektir.
Ancak ne yazık ki son zamanlarda azınlık olarak öyle darbeler yiyoruz ki, bunların insanı etkilememesi de imkansızdır.
Örneğin son zamanlarda müftülüklerimize vurulan darbeler, vicdanımızı derinden etkilemektedir. Bizleri yönetenler, halkın iradesine gösterdikleri saygısızlık ve dayatmacı tavırlarıyla gerçekten de vicdanları yaralamaktadırlar. Uluslararası antlaşmalara ve anlaşmalara rağmen, başka dinden insanlar sizlere bazı dayatmalarda bulunarak, senin istediğin din adamını seçmene engel olmaktadırlar. Bu dünyada pek rastlanılmayan bir vakadır ve kabul edilemez. Bu davranışlar İnsanlarımızın vicdanlarında da kabul görmemektedir.
Halbuki Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığında müftülük sorunu çözülmüştü. İnsanlarımız kendi müftülerini seçerek sorunu kendi aralarında çözmüşler ve insanlarımız tarafından kabul görmüşlerdi.
Bu güzide kuruluşlarımıza her gelen iktidar darbe vurmuş, diğer iktidarlar da bu yoldan ilerlemişlerdir. Dolayısıyla milli bir politika izlenmiştir. Böylece darbe üstüne darbeye kimse aksi bir görüş ileri sürmemiş ve zincirin halkaları arasındaki bağlantıyı devam ettirmişlerdir. Gittikçe müftülüklerin içi boşaltılmış ve basit birer devlet dairesine dönüştürülmüşlerdir. Şimdi yeniden dayatmalarda bulunarak, seçim adı altında yeni müftü atamaları yapmak; aslında “benim istediğim gibi yaşayacaksınız”, tezini yenileyerek müdahale zincirini devam ettirmektedirler.
Bütün bunlar dini ve vicdani özgürlüğümüze vurulan yeni bir darbedir. Bu darbe insanlarımızın iradelerini hiçe saymaktır ki demokratik ülkelerde yeri yoktur.
Bütün bu karamsar yazıdan sonra içimizdeki umut ışığını hiç bir zaman için kaybetmememiz gerekmektedir ki ışık söndürülmek istense de yeniden alevlenebilir. Bu da birlik ve beraberliğe inanan insanlarımız sayesinde olabilir.
Hani ünlü Türk şair Nazım Hikmet’in 1949 yılında hapiste yazdığı şiirdeki gibi:
“Yani içerde on yıl, on beş yıl,
daha da fazlası hattâ
geçirilmez değil,
geçirilir,
kararmasın yeter ki
sol memenin altındaki cevahir...”
