Salgın üzerinden Azınlığı “Ötekileştirme” zihniyeti

    Salgın üzerinden Azınlığı “Ötekileştirme” zihniyeti

     

    MAKALE

    Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemiz de ve bizler de Azınlık olarak pandemi nedeniyle çok zor günler geçiriyoruz.

    Özellikle son günlerde maalesef Azınlığımızın, koronavirüs salgınının yayılmasında suçlu sandalyesine oturtulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunun en açık göstergesi ilk başta İskeçe’nin dağlık bölgesinde yer alan Şahin köyü ve ardından da Rodop ilinin dağlık bölgesinde yer alan Dolapçılar köyü üzerinden gerek yerel, gerekse ulusal basında yapılan haberlerde görüyoruz. Hatta öyle ki yapılan koronavirüs haberlerine baktığımızda Azınlığın sözüm ona, “Pomak köyleri vs.” benzetmeleri yapılarak koronavirüsteki son durum verilmeye çalışılıyor. İşte ne yazık ki çarpıtılarak yapılan bu haberler, bölgemizde yaşanan gerçekleri yansıtmadığı gibi, bizleri ve Azınlık halkımızı da derinden üzmektedir.

    Az önce yukarıda belirttiğim üzere, gerek Şahin köyü ve gerekse Dolapçılar köylerimiz üzerinden, kamuoyu üzerinde farklı bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Öncelikle kimliğimiz üzerinden bir algı, daha sonra da pandemi bahanesiyle, ‘Ötekileştirilmeye’ çalışılan ve bir ‘Azınlık’ düşmanı zihniyetle karşı karşıyayız. Bu durumda şu anda Azınlığımız, koronavirüs hastalığı olmak üzere, ne yazık ki Azınlığı ‘Düşman’ olarak gören hastalıklı zihniyetle de mücadele etmek zorunda kalıyor.

    Öyle ki son günlerde bazı yayın organlarında bazı sağlık çalışanlarını temsilen yapılan açıklamaları son derece üslubu aşan ve tek taraflı kasıtlı yapılmış bir beyan olarak değerlendiriyorum. Daha kısa bir süre önce Yunanistan Kilisesi Kutsal Sinod Meclisi, yaptığı açıklamayla hükümetin “Suların Kutsanması” törenlerinde kiliselerin kapalı kalması kararına uymayacağını açıklamış ve bunun üzerine hükümet ile kilise arasında gerginlik yaşanmıştı. Hükümetin almış olduğu önlemlere rağmen, yortu günü bazı kiliselerde kutlamaların devam ettiğine ve hükümetin nasıl geri adım attığına tanık olduk. Yasaklara rağmen bazı kiliselerde ayinler yapıldı. Ne yazık ki bunu hiç bir kimse eleştiremedi, yazıp çizemedi.

    Açıklamada Müslümanların nişan törenlerinin kalabalık olduğuna atıfta bulunarak, böylece salgın hastalığın diğer civar köylere dağılmasına neden olduğu iddiasında bulunuluyor. Ne yazık ki yine açıklamalarda en başta bölge halkını (Pomak köyleri) benzetmesinde bulunarak nitelendirmiş olması ve ‘Nişan töreni’ bahanesi altında eleştiride bulunmuş olması hasta bir zihniyetin tezahürüdür. Biz burada yine Batı Trakya Türk Azınlığı olarak yüzyıllardır varlığımızı devam ettiriyoruz.

    Buradan bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Azınlık olarak yaşadığımız ülkemiz içerisinden belirli bir toplumu ima ederek, bu salgında hedef gösterilmesi ne yazık ki hepimizi rencide etmektedir. İçinde bulunduğumuz ve mücadele ettiğimiz bu hastalık; Din, dil, ırk ve yahut herhangi bir sosyal sınıf tanımadığı gibi, herkesin dikkat etmesi gereken bir hastalıktır. Özellikle de bu zor günlerde gerekse azınlık, gerekse çoğunluk insanımız olsun bizler yapacağımız açıklamalarda birbirimizi rencide etmektense daha çok birbirimizi ‘Bu hastalıktan nasıl koruruz’ şeklinde değerlendirmelerde bulunmamız gerekir diye düşünüyorum.

    Bugüne kadar hükümetimizin bu konuda aldığı önlemlere ve kurallara uymaya devam ederken, buradan Peygamberimiz Efendimizin bir sözünü hatırlatmak isterim. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Bir yerde veba hastalığı çıktığını duyarsanız oraya girmeyin, bulunduğunuz yerde veba hastalığı çıkarsa o bölgeden de ayrılmayınız.” Dolayısıyla buradan şunu söylemek istiyorum; Dinimizin de kabul buyurduğu üzere, insan hayatını korumak olan İslam dini insanların hayatını tehlikeye atacak uygulamalara asla onay vermez.

    Peki Azınlık olarak bizler hali hazırda kurallara ne şekilde uyuyoruz? Biraz da bu soruya cevaben düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Biz yasaklara rağmen camilerimizi açmadık. Ama bazı kiliseler yasaklara rağmen alınan önlemleri hiçe sayarak kiliseler açıldı ve ayinler yapıldı. Yine aylar önce virüsle mücadele bahane edilerek, ne yazık ki ezan sesinden rahatsız olan çevreler oldu. Daha da ileri gidilerek Azınlık okullarımızın tabelalarına müdahale edildi. Bu zor günleri fırsat bilen zihniyetin, okul tabelaları üzerinden kimliğimize nasıl müdahale ettiğini gördük. Biz Azınlık olarak her şeye rağmen sağ duyulu davrandık ve böyle de davranmaya devam edeceğiz.

    Herkes düşünce sahibidir, hem de gerektiğinden fazla buna sahiptir. Ancak beraber yaşadığımız bir toplumda, belirli bir sınıfı ‘Ötekileştirme’ yaparak insanları inançları üzerinden değersizleştirmek büyük bir cehalettir.

    Please publish modules in offcanvas position.